Merhaba arkadaşlar, daha demin kendime ekmek arası bir şeyler hazırlıyordum. O esnada dolapta çeken coca-cola şisesi bana eskiyi hatırlattı. Ben daha çocukken babam albay değildi. O zamanlar bu zaman kadar durumumuz iyi değildi. Babam daha yeni yeni albaylığa geçecekti. Ona hazırlanıyordu. Doksan üç çocuğu olarak anlatmak istediğim en önemli şey. 98 yılında sokak çocukluğuna denk gelmiştim. Benim çocukluk zamanımda ilk olarak daha yeni yeni atari salonları doluşmuştu. O zamanlar sokakta oynanan oyunlar çok değerliydi. Paha biçilemezdi ancak yavaş yavaş yerini devretmişti atari salonlarına. Bir kere şöyle bir şey vardı atari salonu asla ama asla yalnız gidilmezdi. Ya mahallece toplanılır gidilirdi ya da sokakta üç beş çocuk top oynardı. O zamanlar bilgisayarlar da yavaş yavaş çıkmıştı piyasaya. Bizim zamanımıza Fifa 98 damgasını vurmuştu. O zamanlar oyunun kalitesinin aranmadığı zamanlardı. Kalite arttıkça alınan zevk daha da azaldı. 2000'li yıllardı babam bana o zamanlar da bilgisayar almıştı. Şu an için çoplük sayılabilecek bir bilgisayar almıştı. Çok değerliydi benim için. Apartmanımızda bi abi vardı. Biraz durumları bize göre daha iyiydi. Benim bilgisayar aldığımı görünce, hemen geldi tabii ki cd'leri ile birlikte. O zamanlar hep Fifa 98 istiyordum. Onu yüklediği anda çok sevinmiştim. Hemen oynamak istedim ama dedi ki ; '' Az sabret küçük dostum, senin için bir de hediyem var demişti. Şaşırmış ve çok da heyecanlanmıştım. Her neyse yükledi falan filan. Açtı hemen Championship Manager adında bir oyun. Çok garibime gitti, açtık filan. Oynamaya çalışıyorum olmuyor, zaten bütün her yer yazı ile dolu, anlamaya anlamaya abiden gördüklerim kadarıyla oynamaya çalıştım. Ondan sonra zaten artık bağımlısı olmuştum. Lakin yerini Football Managere kaptırmıştı. Her neyse o dönemlerde herkes Galatasaray'ı tutuyordu. Uefa kupasını almış, herkesin idolü olacak futbolcuları vardı. O dönemde ayrıca en çok fifanın müziklerine tav olmuştuk. Mükemmel müzikler hayatımıza girdi. Rock kültürü yavaş yavaş o dönemde oluşuyordu gençlerde. Dr.Alban ve bazı Türk sanatçılar o dönemdeki gençlerin idollerinden yalnızca bir kaç tanesiydi. Sonra yavaş yavaş büyüdük,adam olmaya çalıştık. Üniversiteye hazırlanma, para tasarrufu ve faturalar, kiralar derken hep aklımızın bir köşesinde silinmeyecek hatıralar oluştu. Bunu yazarken şuna eminim ki, bunu okuyan herkes kesinlikle duygulanacaktır, çünkü onlar bu dönemin çocukları ve anıları hiç bir zaman silinmeyecek.
niye gülüyorsun? isimler değiştiği zaman anlatılan senin hikayen olur.
Pazar, Temmuz 29, 2012
Salı, Temmuz 24, 2012
Biri Müzik Mi Dedi
Evet, arkadaşlar. Müzik dedim. Müzik, hayatımızın en önemli parçasıdır. Bazıları bunu kabul etmese bile müzik ruhun da iç organlarında besinidir. Ben kendimce müziği ikiye ayırırım.
1- Dinlenesi müzikler
2- Müzik olmayan müzikler.
Her neyse, müzik nasıl bir şeydir bilir misiniz? Kendimce tarif edeceğim. Müzik benim için hissedemediğim duyguları hissetmem de yardımcı bir araçtır. Yani duygusuz bir adam olduğumu kabul ediyorum ancak müzik beni bu duygusuz adam rolünde çıkartıp başka diyarlarda duygu seline kaptırıyor. En çokta ezgisi bambaşka diyarları ait, sözleri anlamayacağımız derecede güzel olan şarkılar bunlar. Her neyse müzik çok eskilerden beri insanoğlunun en büyük uğraşı. İlk zamanlarda haberleşme için kullanılan doğa sesleri, günümüzde insanlara bir fikri benimsetmekte ya da tanıtmakta için çokça kullanılmakta. Türk müzik kültürü olarak 2005 yılından sonra resmen bok çukurunun içindeyiz. Her alanda geçmişe özlem var çünkü, en iyi olduğumuz dönem geçmiş bizim. Ne zaman aramıza teknoloji dahil oldu, bütün her şeyimiz alt üst oldu. Şarkılarımızda ki enstrümanları kaybederek yerini uyduruk dijital seslere bıraktık. Hiç oldu mu ya bu şimdi. Maalesef artık bu işleri yapamıyoruz. Ne eski dönemlerimizde ki akıl ve mantığımız kalmış ne de bu işi bize öğretecek üstatlarımız. Hepsi birer birer yok oluyor ve biz de gözümüzü kapatarak izlememeye çalışıyoruz. Türk olarak övünmemiz gereken silahımız, ordumuz veya askeri gücümüz olmamalı. Neden sanat alanında bu kadar övünemiyoruz? Sonuç olarak Türk müzik kültürü düzelene kadar en iyi yabancı sanatçılar..
Hepinizi çok seviyorum,hoşça kalın...
1- Dinlenesi müzikler
2- Müzik olmayan müzikler.
Her neyse, müzik nasıl bir şeydir bilir misiniz? Kendimce tarif edeceğim. Müzik benim için hissedemediğim duyguları hissetmem de yardımcı bir araçtır. Yani duygusuz bir adam olduğumu kabul ediyorum ancak müzik beni bu duygusuz adam rolünde çıkartıp başka diyarlarda duygu seline kaptırıyor. En çokta ezgisi bambaşka diyarları ait, sözleri anlamayacağımız derecede güzel olan şarkılar bunlar. Her neyse müzik çok eskilerden beri insanoğlunun en büyük uğraşı. İlk zamanlarda haberleşme için kullanılan doğa sesleri, günümüzde insanlara bir fikri benimsetmekte ya da tanıtmakta için çokça kullanılmakta. Türk müzik kültürü olarak 2005 yılından sonra resmen bok çukurunun içindeyiz. Her alanda geçmişe özlem var çünkü, en iyi olduğumuz dönem geçmiş bizim. Ne zaman aramıza teknoloji dahil oldu, bütün her şeyimiz alt üst oldu. Şarkılarımızda ki enstrümanları kaybederek yerini uyduruk dijital seslere bıraktık. Hiç oldu mu ya bu şimdi. Maalesef artık bu işleri yapamıyoruz. Ne eski dönemlerimizde ki akıl ve mantığımız kalmış ne de bu işi bize öğretecek üstatlarımız. Hepsi birer birer yok oluyor ve biz de gözümüzü kapatarak izlememeye çalışıyoruz. Türk olarak övünmemiz gereken silahımız, ordumuz veya askeri gücümüz olmamalı. Neden sanat alanında bu kadar övünemiyoruz? Sonuç olarak Türk müzik kültürü düzelene kadar en iyi yabancı sanatçılar..
Hepinizi çok seviyorum,hoşça kalın...
Perşembe, Temmuz 19, 2012
Çay Üzerine
Bugün AVM' de iken, çay ihtiyacımı Lavazza adlı bir kahve dükkanından karşıladım lakin kafama çok şey takılmıştı. Çay ve kahve olarak adımızı üst sıralarda tamam bunu kabul ediyoruz da neden ülkemizde Çaycı Mehmet Abi'nin dükkanı bu kadar iyi olmuyorken Lavazza adlı uyduruk bir İtalyan kafesi daha çok tercih ediliyor. Düşündüm ve taşındım. En önemli sorun halkımıza en güzel çayın Mehmet Abi'de olduğuna inandıramıyoruz çünkü yurdumun güzel insanın tek derdi satmak değil, zevk aldırmak. Bu iyi bir şey insaniyet açısından lakin az satış Mehmet abi'nin dükkanının kapanmasına neden olur. Bütün sektörlerde en iyi hizmeti, bu bir genelleme, Türk dükkan sahipleri veriyor ama onların bir sorunu reklamı iyi değil. Klişe olacak ama klasik bir adamdan duyacağınız bir laf, '' Reklamın iyisi ya da kötüsü olmaz.'' Kusura bakmayın ama bu konuda biraz daha gelişmemiz lazım. Bazen yaptığımız espriler bile en iyi reklamdan daha iyi olabiliyor. Bu bir sorun. Ülkemiz de en iyi bildiğimiz şeyler de en kötüsü olmak, beni üzüyor da neden bu işin başındaki ahmakları üzmüyor. Galiba onlar Lavezza denen uyduruk kafe daha fazla gelir getiriyor. Bu yüzden halkımızdan ziyade Mehmet Abilere diyorum. Biraz kendinize gelin. Sektörü kurtarın. Adam gibi çay içirin lan bize.
Pazar, Temmuz 15, 2012
Çevre Kirliliğine Haykırış
Merhaba, arkadaşlar. Bugün arkadaşım yatıyla birlikte limandan denize doğru açıldık amaç bu güzel günü yüzerek, eğlenerek, güneşlenerek en iyi şekilde geçirmekti. Bilirsiniz zaten Antalya'nın sıcağı bazen dayanılmaz olabiliyor, bugün de o günlerden biriydi ve gayette tekneyle açılmak bu sıcaktan kurtulmanızı sağlıyordu. Tekneyle açıldık, yüzebileceğimizi önceden bildiğimiz bir yere demir attık. Yalnız bir sorun vardı, deniz çok pisti. Poşetler, tişörtler her şey aklınıza gelebilecek her şey denizdeydi. Düşünün sadece ufak bir düşünce biz bu güzel pazar gününü, en iyi şekilde değerlendirmek istiyorduk. Başımıza gelen olay beni çok üzdü. Kişisel temizlik konusunda, Avrupalı ülkelerden daha temiz olduğumuzu her fırsatta dile getirir. Hamamlarımızdan, banyo kültürümüzden bahseder dururuz. Gel gör ki öyle olmuyor maalesef, '' Temizlik imandandır.'' diyen adamların kendi çevrelerine yaptığı saygısızlık kabul edilebilir değil. Avrupalı ülkelere kıyasla ( evet, kendim kıyasladım) en pis yaşayan ülke biziz. En azından o ülkelerde çevre temizliği için uygulanan yaptırımlar gerçekten örnek alınacak nitelikte. Çevresi temiz bir adamın, kişisel pisliği kesinlikle ortaya çıkar ve '' Temizlik imandandır.'' demeye gerek kalmadan zaten temiz oluruz. Çevresine saygısı olmayan bir adamın, benden kendisine duyucak bir saygım olmadığını da belirtmek isterim. Lütfen arkadaşlar, kendimiz için bir şeyler yapmak zorunda değiliz. Gelecek nesiller, onlar bizim evlatlarımız, kendi evlatlarımızı kendi ellerimizle öldürmeyelim.
Peki Sizce Batu Ne Anlatmalı
Eğer Batu bir şeyler anlatacaksa bu anlatacakları sizin ihtiyacınız olan şeyler olmalı. Eğer bu blog'da ben kendi kafama göre esenleri yazarsam sürekli, size ulaşmamın bir anlamı kalmaz. Sadece kendi kendimi kandırmış olurum. Siz ne anlatmamı istersiniz? Yorum yazarak, Twitter ya da Facebook'tan mesaj atarak veya bana e-mail ile ulaşarak bu blog'un amacını belirleyin. Yani bu blog aslında gerçekten sizin blogunuz olacak. Siz bana ne anlatmam gerektiğini söyleyin. Ben de sizin için araştırayım, öğreneyim ve anlatayım. Anlatmak üzere, hoşça kalın.
Cumartesi, Temmuz 14, 2012
Batu Neden Anlatıyor
Merhaba, bugün anlatacaklarım neden yeniden blog açtığım ile ilgili olacak. Öncelikle hepimiz akıllı varlıklarız, konuşuruz, anlatırız, dinleriz ve birbirimize yardımcı oluruz. Birisi bir konuda bilgi sahibi ise herkese anlatmak ister. Ben bir süper kahraman değilim, ben bir Türk vatandaşıyım ve şu an yaşadığım ortam beni hiç ama hiç memnun etmiyor. Eğer bu yaşamda gerçekten bir yer edinmek istiyorsak, yaptıklarımız ile evrene bir ders vermeli. En büyük düşmanımız cehaletle savaşmalıyız. Neden mi? Çünkü biz evrenin ve kendimizin kölesi olamayacak kadar zeki varlıklarız. Peki neden bizden daha zeki olmayan birinin kararlarını sorgulamaktan aciz kalalım.Haydi Batu anlatsın, siz dinleyin, siz anlatın,onlar dinlesin.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



